1 Şubat 2011 Salı

Aşkın Peşine Düşmüş Dünya


Herkes aşkı arıyor bakıyorum da.Eyy Tanrım neymiş bu aşk böyle diyesim var...Ama biliyorum aşkın nasıl bi duygu olduğunu da bunu yaşıyor olmak mı iyi hiç yaşamamış olmak mı iyi onu bilmiyorum...Erkeklerde işler nasıl yürür hele onu hiç bilmiyorum onlar da bi kez aşkın o güzel tadı ağızlarına deyince hep isterler mi o tadın eşsizliğine varmayı.Ben mi çelişkiye düşüyorum yoksa etrafımdaki kız arkadaşlarımdan mıdır bilmiyorum ama sanırım aşkı arayan ya da kendi masallarına kendi prenslerini arayan aşka aşık insanlar var onu biliyorum...Çok yakınımdalar konuşuyorum inanamıyorum.Ben gerçekçi bi insanım bu yüzden ağzım açık kalıyor bazen çok şaşırıyorum...

  Bu konuyu yüzlerce kez konuşmuşuzdur boşluktan mı arar insanlar aşkı yoksa onlara değer veren biri olsun diye mi...Tabi hepsi de olabilir ama biliyorum hiç aşık olmayan ve buna hiç niyeti de olmayan dostlarım var ve gayet mutlu mesut yaşıyorlar.Ama bir yandan da delicesine romantik olup her yerde aşkı arayan insanlarda var.Kim hayatından daha mutlu derseniz aşkı hiç tatmayan daha mutlu derim...Ama şu yönden de bakacak olursak üç günlük dünyada insanların herşeyi dibine kadar yaşaması taraftarıyım.Herşeyi en uygun zamanda en güzeliyle yaşamalı insan...Yoksa insan olmamızın ne ayrıcalığı kalıyo ki duygularımızı kullanmadıktan sonra...

  Herneyse... Yani anlayacağınız kızların durumu fena onlar için tek dileğim bir an önce hayattan istedikleri neyse (masallarındaki prens, hep hayal ettikleri erkekler, kendilerine değer verecek bir romantik) bir an önce kavuşmaları. Çünkü onlar adına çok endişeleniyorum...Ve ikinci merak ettiğim konu ise erkeklerde işler nasıl yürüyor.Sırf bunu öğrenebilmek için hayatımın ufak bir bölümünü erkek olarak geçirmek isterdim.Yanlış anlaşılmasın erkek olmadan yapılmayacağından değil de sadece saf bir gözlem olsun diye...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder